Cem Küçük, gündeme dair soruları cevapladı.
Türkiye'de belki de hiç kimse “zor günlerden geçiyoruz” sözünü kullanmamazlık etmemiştir. İşte yine Türkiye böyle zor zamanlardan geçiyor. PKK'nın ateşkesi bozarak insanları katletmeye başlaması, terör faaliyetleri, hükümet belirsizliği gibi meseleleri medyanın cesur kalemlerinden olan Star Gazetesi Yazarı Cem Küçük'le konuştuk. Sadece bu kadar mı? Ana akım medyayı, Abdullah Gül'ün siyasete tekrar dönüp dönmeyeceğini ve hatta Fenerbahçe'nin son durumunu bile konuşma fırsatı bulduk. Cem Küçük son derece samimi ve çarpıcı açıklamalarda bulundu.
İşte o röportaj…
- 7 Haziran seçimlerinden başlayalım… Seçimleri ve seçimlerden çıkan sonucu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öncelikle milli iradeye saygı duymak gerekiyor. 7 Haziran sonuçları milli iradenin bir tezahürü. AK Parti %41 oy aldı, %9'luk bir düşme var. HDP büyük bir başarı göstererek %13 aldı. Bunlar seçimin gerçekleri. Seçimden çıkan gerçekle seçim sonuçlarından almış olduğu yetkiyi HDP bir türlü kullanamadı. Biz barajı geçerlerse teröre destek vermezler, düz ovada siyaset yaparlar diye umarken tam tersine terörü övdüklerini, şehitlerimizi katledenler hakkında hiçbir şey diyemediklerini görüyoruz. Dolayısıyla HDP fos bir parti çıktı. Sözünün arkasında duramıyor, Kandil ne derse onu yapıyor, bireysel bir insiyatif alamıyorlar. Bu noktada bir hayal kırıklığımız mevcuttur. Seçimin diğer kaybedeni ise CHP'dir. Oyunu artıramadığı gibi %2 puan da kaybetmiştir. AK Parti de oy kaybetti ama 8-9 seçimin galibi durumunda. MHP göreceli olarak başarılı. En azından onlar açısından bir başarı olarak görülüyor. Ben bu seçim sonuçlarının özellikle HDP açısından iyi okunamadığını düşünüyorum. AK Parti'nin seçimlerden bu yana duruşunu ise doğru buluyorum.
“CHP İLE KOALİSYON YÜRÜMEZ, ERKEN SEÇİM OLUR”
- Seçimlerden çıkan sonuçla birlikte koalisyon seçenekleri gündeme geldi. AK Parti ile CHP'nin koalisyon görüşmeleri devam ediyor. Bu görüşmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz, sizce erken seçim olacak mıdır?
CHP ile koalisyon kurulursa bu daimi bir koalisyon olmaz. CHP'ye güven olmaz, CHP bir şekilde AK Parti'yi yarı yolda bırakır. Ayrıca bu iki partinin birbiriyle uzlaşamadığı konular var. Özellikle dış politikada bu fark göze çarpıyor. Örneğin; Suriye konusunda, Mısır konusunda nasıl uzlaşacaklar? Öte yandan ekonomik ve sosyal açıdan farklılıklar var. Bu iki partinin yan yana gelmesi mümkün değil. Kurulsa bile bu koalisyonun yürümesine imkân yok.
- Kasım ayında bir seçim gözüküyor mu yani?
Yüzde 100. Kasım mı olur Aralık mı olur bilemem ama bir seçim daha olur. Çünkü bir seçim daha görmek lazım. AK Parti de CHP'yle bu işin yürümeyeceğini görüyor bence. Ben CHP'nin bu ülkeye 60-70 yıldır hiçbir faydasını görmedim, bu ülkeye tek bir hizmetleri yok. AK Parti ile CHP koalisyon kuramaz demiyorum ama CHP'nin bu ülkeye verebileceği bir şey olamayacağını düşünüyorum. Bir de CHP cıvıtır, yarı yolda bırakır, basit şeylerden kriz çıkartırlar. CHP tabanından, medyasından sesler geldiği zaman hemen kıvırtmaya başlıyor. CHP içerisinden çatlak ses çok çıkar. Tamam yıllardır iktidar olmamışlar, iktidara gelelim hükümetin yanında olalım diyorlar ama ben bu işin olacağını düşünmüyorum. Olursa bu iş bence de en mantıklısı AK Parti – MHP koalisyonu olur. CHP ile koalisyonu Aydın Doğan'lar istiyor ve bu tuzağa düşmemek lazım bence.
- Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun koalisyonu CHP ile istediği, MHP ile istemediği söyleniyor. Böyle bir şey var mı sizce?
Zannetmiyorum. AK Parti şuan ben koalisyon istemiyorum gibi bir izlenim verirse bu kamuoyu önünde pek doğru olmaz. AK Parti'nin vermesi gereken görüntü ben şartları zorluyorum görüntüsüdür. Bu görüntüyü de veriyor. Zaten bu koalisyon görüşmeleri başladığından bu yana 25 gün geçti, 20 gün daha geçer de koalisyon kurulamazsa erken seçime gidilecek.
“ABDULLAH ZEYDAN'IN MİLLETVEKİLLİĞİNİN DÜŞÜRÜLMESİ GEREKİYOR”
- Çözüm Süreci'ne gelelim… PKK sudan bahanelerle ateşkesi bozarak, insanları sokak ortasında katletmeye başladı. Son günlerde yaşanan bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci'nin devam etmesi açısından bir insiyatif alınması gerekiyordu. Bu noktada insiyatif alanın HDP değil, Kandil olduğunu görüyoruz. Çözüm Süreci PKK'yla başladı, Öcalan da bu sürecin içerisindeydi ama şuan Kandil işin içine girmiş durumda ve Kandil ne derse o oluyor. Örneğin Selahattin Demirtaş bu oylar emanettir dedi, Kandil'den bir açıklama geldi o öyle değildir diye; Selahattin Demirtaş bu lafları yedi. Asker - polis şehit ediyorsunuz, insanların can güvenliğini tehdit ediyorsunuz. Böyle bir yapı olmaz. PKK şimdi hem silah bırakmıyor, hem de asker-polis şehit ediyor. HDP'nin ağzından bir şey çıkmıyor. Çıkmadığı gibi de HDP Hakkari Milletvekili Abdullah Zeydan PKK güldür, çiçektir, böcektir gibi laflar ediyor. Bunların bir karşılığı yok. Normal bir demokraside Abdullah Zeydan'ın vekilliği düşürülür ve hapse girer. Teröristten bir farkı yok. PKK'yı öven adam teröristtir. Bu çok net. PKK'yı övmeyeceksiniz.
- Bu tarz eleştirilere de HDP “biz halkın oylarıyla geldik bizim bir meşruiyetimiz var” diyor…
Tamam, sen seçilmiş meşru bir partisin. Buna benim bir itirazım yok. Ama sen neden milletin sana verdiği yetkiyi yerine getirmiyorsun da teröristlerin dediğini yapıyorsun? Yatağında yatan polisleri öldürüyorsun, neden bunları kınamıyorsun? Kandil'i, PKK'yı kına. Ağzını açamıyorsun. Ağzını açamadığın gibi de Abdullah Zeydan denen adam bunları övüyor bir de. Böyle bir şey var mı? Normalde AK Parti- CHP - MHP bir araya gelip bu adamın dokunulmazlığını kaldırması lazım.
- MHP'den de böyle bir talep yok…
Mesele parti kapatma meselesi değil. Meclis'e fezleke gelirse buna MHP destek verir diye düşünüyorum.
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın parti kapatmadan suça bulaşmış kişiler hakkında bir fezleke hazırlanabileceğine dair düşüncesi gibi mi?
Onu diyorum. O adam suça bulaşmış belli, PKK'yı övüyor, bu açıkça bir suç. Ayrıca polisine, şehidine, orduna hakaret ediyor. Bunla ilgili gerekenin yapılması lazım.
- HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ'ın söylemiş olduğu “Sırtımızı YPJ'ye, YPG'ye, PYD'ye yaslıyoruz” sözleri de bu kapsama girer mi?
O küstahça bir açıklama. Onun için de yapılabilir böyle bir şey, o da olur. Ben olsam bunu yaparım. Nasıl bir karar alacaklar bunu görmek lazım. Ama Abdullah Zeydan bu yaptığını Batı demokrasilerinde yapsa o adamı çoktan içeri atarlardı. Gereken de yapılmalı zaten.
“HDP DİYE BİR PARTİ YOK”
- Abdullah Öcalan'ın 2013 yılından beri PKK'yı olağanüstü kongreye davet edip silahları bırakması yönünde bir çağrısı var. Aynı çağrıyı geçtiğimiz Newroz'da da yaptı. PKK silah bıraksaydı şayet bugün HDP'nin ismi koalisyon seçenekleri arasında geçer miydi?
O zor. HDP için böyle bir koalisyonun konuşulması zor olurdu. Ama Türklerle Kürtlerin beraber bir müttefik haline gelmesi daha kolaylaşırdı. Bir de Demirtaş'ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde elde etmiş %9'luk oy ve kamuoyundaki güven algısı daha sempatik hale gelirdi. Türkiye'den yana derlerdi, desteklerlerdi ve milletin karşısındaki meşruiyeti daha iyi olurdu. Ama şimdi HDP diye bir parti yok, teröristlerin dediğini yapan bir parti var. Başka bir şey yapmıyorlar.
“Selahattin Demirtaş PKK'ya silah bırak dese, PKK tarafından tasfiye edilir” söylemleri de var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
E olsun tasfiye. Başka bir partide siyaset yapar, millet ona desteğini verirdi.
- Selahattin Demirtaş PKK'yı silahları bırakmaya davet etseydi milyonların desteğini alır mıydı?
Alırdı ama şuan öyle bir şey yok. Demirtaş'ın işi Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra 6-7 Ekim olaylarında bitti. Meclis'e fezleke geldiği zaman belki daha başka şeyleri konuşacağız ama Demirtaş o hakkını kaybetti.
- Bundan sonraki süreçte Abdullah Öcalan'ın konuşması gerekir mi ya da bundan sonra olması gereken nedir?
Çözüm Süreci dediğimiz Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni rafa kaldırdık, şuan bu olmaz. O kadar şehit gelirken böyle bir şey olamaz. Nedamet getirirler, özür dilerler ondan sonra süreç devam eder. Süreç açısından da aktör değişir. Başkasıyla bunu götürürsünüz, halkla götürürsünüz. Artık bu işin PKK'yla gitmeyeceğini görmüş olursunuz.
- Peki bugüne kadar PKK ile bu süreci yönetmek hata mıydı?
Hayır. Devlet bu noktada bir insiyatif aldı, bunu götürdü, bunda yanlış bir şey yok. Ama gerekeni yerine getirmediler, bu onların suçudur, bunda bizim bir suçumuz yok.
“ALİ BAYRAMOĞLU SAMİMİ AYDINDIR, NEDİM ŞENER'İN TUTUKLANMASI HAKSIZCADIR”
- Çözüm Süreci'nden başka bir konuya geçelim… Bundan birkaç hafta önce Ali Bayramoğlu Gezi'de hükümetin yanlış yaptığından bahsetti. Siz de köşenizde bu konuyu Ali Bayramoğlu'nun fikirlerine katılmadığınızı ifade ederek onun söylem özgürlüğünün yanında durdunuz ve demokratlığın bu olduğundan bahsettiniz. 28 Şubat'ta dindarların ve sivil hükümetin yanında olan Ali Bayramoğlu'na bu noktada “hain” sıfatına varan çok yakışıksız hakaretler edildi. Ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?
Şimdi bu noktada benim düşüncem çok net. Ali Bayramoğlu, Etyen Mahçupyan, Gülay Göktürk ve Atilla Yayla samimi aydınlardır. Ben bunların AK Parti'yle ilgili, Erdoğan'la ilgili belli düşüncelerine katılmıyorum. Katıldıklarım da var, katılmadıklarım da var. Ama bu insanlar samimidir. Ali Bayramoğlu ya da Etyen Mahçupyan'ın bir arsası var da arsasına izin verilmedi diye hükümete muhaliflik etmezler. Bunlar ilkesel olarak olaya bakarlar. Ali Bayramoğlu Gezi'de hükümeti eleştirdi ama Doğan medyasını da eleştirebiliyor, Ertuğrul Özkök'ü de eleştirebiliyor, PKK ve HDP'yi de eleştirebiliyor. Örneğin; Nedim Şener tutuklandığında buna etkisel ilk tepkiyi koyanlardan biri Ali Bayramoğlu'ydu.
- Nedim Şener'in tutuklanması haksızca mıydı?
Tabi ki. Nedim Şener'in tutuklanması haksızcadır. Bunu 2011'de söylemek zordu ama Bayramoğlu bunu söyledi. 28 Şubat'taki tavrı öyleydi, keza Hanefi Avcı tutuklandığındaki tavrı da çok netti. Şimdi bu aydınlar olaya ilkesel olarak bakıyorlar. Neye inanıyorlarsa onu söylüyorlar, bunlar samimi aydındır, bunların desteklenmesi lazım. Ben belirli konulardaki fikirlerine katılmıyorum, o ayrı. Katıldıklarım da var. Onlar bir şey söylerken ben kötü niyetli olarak söylemediklerini biliyorum. Ama başkaları öyle değil. Bazıları AK Parti %41 aldığı için fikir değiştirdi.
- Sevilay Yükselir için ne diyorsunuz peki?
O fikir ayrılığına düştü. Onun artık kendi fikri, ben ona bir şey diyemem. Gazetesiyle ters düştü, yollarını ayırdılar. Ama Sevilay Yükselir'in yaptığını doğru buluyor muyum? Öyle dememeliydi bence. Tabi kendi fikridir, ona diyecek bir şey yok.
“AHMET SEVER'İN KİTABININ ABDULLAH GÜL'E BÜYÜK ZARARI OLDU”
- Bu konudan Ahmet Sever'in Abdullah Gül'le alakalı yazmış olduğu kitaba gelelim. Siz Ahmet Sever'i aslında 2014 yılında yazmıştınız. Abdullah Gül, “ben kitaba basılmadan önce bakmadım” dedi. Ne dersiniz bu konu hakkında?
Şimdi Abdullah Gül'ün bu kitabı bilmemesi diye bir şey yok, bunu biliyordur.
- Abdullah Gül bu kitabı çıkmadan okumuş mudur?
Okumuştur. Zaten Ahmet Sever Abdullah Gül için belirli yerlere müdahale etti diyor.
- Ama Abdullah Gül kitaba basılmadan önce bakmadığını ifade ediyor…
O öyle dedi ama Ahmet Sever Abdullah Gül için “müdahale etti, hatta belirli yerleri çıkar, seçimden sonra yayınla” dediğini söylüyor. Ahmet Sever'in Abdullah Gül'e verdiği zarar çok büyük. Kitabı okuduğun zaman Abdullah Gül'e bir “aziz”, “kutsal adam” gözüyle bakılıyor. Bunun Abdullah Gül'e çok büyük zararı oldu. Ben olsam o kitabı çıkarttırmazdım. Abdullah Gül benim işime yarar diye düşünmüş olabilir.
“ABDULLAH GÜL'ÜN SİYASETE TEKRAR GERİ DÖNME ŞANSI YOK”
Ne gibi işine yarayabilir ki?
İşte kritik meselelere ben müdahale ettim falan gibilerinden. Örneğin Berkin Elvan'la ilgili de keza öyle. Örneğin; tamam cumhurbaşkanı değildi ama Yasin Börü'ye niye destek vermedi mesela? Bunun gibi meseleler var.
- Abdullah Gül'ün Gezi döneminde olsun, Twitter kapandıktan sonra olsun söylemiş olduğu bazı sözler var. Abdullah Gül'ün siyasete tekrar geri döneceğini düşünüyor musunuz?
Abdullah Gül'ün tekrar geri dönme şansı yok. AK Parti içinde de şansı bitmiştir diye düşünüyorum. Ahmet Sever'in kitabı üzerinden “Türkiye'de yapılan her iyi şey ben olduğum için yapıldı, Erdoğan yanlış yapıyordu ben düzelttim” gibi bir imaj vermesi doğru olmadı. Şuan Ahmet Sever'in kitabı en çok ona zarar verdi. Mesela Fehmi Koru da en çok ona zarar verdi. Durum ortada. Millette her şeyi takdir ediyor, görüyor.
“AYDIN DOĞAN'IN KENDİ YANINDA ÇALIŞTIRMADAN İTİBARINI BİTİRDİĞİ ADAMLARDAN BİRİDİR FEHMİ KORU”
- Fehmi Koru'yla ilgili de daha önceleri bir yazı yazmıştınız. Habertürk'e geçiş hikayesini biliyorum ama bunu anlatmak istemiyorum demiştiniz. Fehmi Koru ne yapmak istiyor size göre?
Fehmi Koru kendini bitirdi. Aydın Doğan hakkında yazmış olduğu yazılarla şöhret elde eden bir adamın şuan geldiği nokta ibretliktir. Bunu böyle görmek lazım. Onun gelmiş olduğu bu duruma da üzülüyorum. Fehmi Koru tüm şöhretini Aydın Doğan hakkında yazmış olduğu doğru yazılara borçluydu ama ondan sonra “Aydın Doğan'ın çevresi kötüdür” yazılarına başladı. Hürriyet'te yazmak istedi kabul edilmedi, Ertuğrul Özkök'le program yapmak istedi; Özkök kabul etmedi. Teknik olarak nakavt oldu. Aydın Doğan'ın kendi yanında çalıştırmadan işini ve itibarını bitirdiği adamlardan biridir Fehmi Koru. Şuan itibarsız. Kim yazılarını okuyor?
Levent Gültekin'le ilgili de bir yazı yazdınız.
- Levent Gültekin kimdir?
Levent Gültekin Yeni Şafak ve Star gazetelerinde çalışmış, buralardan kovulmuş itibarı sıfır olan bir adamdır. Niye kovulduğunun da sebepleri ortadadır.
- Nedir bu sebepler?
Barınamamıştır, adı çeşitli dosyalarla anılmış biridir.
- Bu sebeplerin için de paralel yapı var mıdır?
Hayır ama şöyle düşünün herkesin 5 katlı ev yaptığı yere 30 katlı bina dikmiş bir adamdır Maltepe ilçesinde. O izinleri nasıl aldı, ne yaptı? Bunlar ortadadır. Levent Gültekin itibarsız bir adamdır. Zaten o nedenle Aydın Doğan'ın kanalları dışında paralel yapının kanallarına çıkıyor. Loser bir adamdır, itibarı yerlerdedir. O da bunu biliyor, bildiği için de hükümete vurarak bir yerlere gelmeye çalışıyor. Bu adamı dikkate almanın gereği yok ama bu adamların kim olduğunun teşhir edilmesi lazım.
“AKİF BEKİ'Yİ ERDOĞAN'IN YERİNDE OLSAM SİLERDİM”
- Levent Gültekin gibi medyada bu tarz isimler var mı?
Bunlar gibi yok ama AK Parti'ye 13 yıl boyunca hiçbir eleştiri getirmemiş, AK Parti %41 oy alınca Erdoğan gidecek diye eleştirmeye başlamış insanlar vardır. Üst akıl kavramıyla, faiz lobisiyle dalga geçen adamlar var. Bunlardan bir tanesi mesela Akif Beki'dir. Erdoğan'ın uçağından inmezdi, sürekli Erdoğan'ın yanındaydı. Şuan ne yapıyor Akif Beki? Üst akıl kavramıyla, faiz lobisiyle dalga geçiyor. Erdoğan'ın da bu ismi silmesi gerekir, ben olsam böyle bir adamı bir daha çağırmam. Zaten Aydın Doğan'ın yanında çalışırsa bir muhafazakar kendi olamazsa işi biter. İşte Ahmet Hakan'ın durumu ortada. Onlara bulaşan Abdülkadir Selvi'ye bile kimse bakmıyor. Eskiden ona da çok bakılırdı.
- Abdülkadir Selvi'nin 7 Haziran seçimlerinden sonra yazmış olduğu yazıları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Olumlu bulmuyorum. Keşke yazmasaydı. Onlardan değildi o, iyi biriydi.
- İtibarını kaybetmiş midir?
İtibarını kaybetti diyemem ama yazık etti kendine. O öyle biri değildi. Çok üzüldüm ben durumuna.
“ERTUĞRUL ÖZKÖK VE AHMET HAKAN HEMEN DEVLET TARAFINA DÖNDÜLER”
- Doğan medyasıyla ilgili yazı yazıyorsunuz, hatta yerden yere vuruyorsunuz. Doğan medyası sizce ne yapmak istiyor?
Erdoğan'ı düşürmek, zayıflatmak, AK Parti'yi düşürmek ve zayıflatmak adına her şeyi denediler ama başarılı olamadılar. Durumları ortada. PKK'yı, Selahattin Demirtaş'ı övdüler. Şimdi yavaş yavaş kıvırmaya başlıyorlar. Zaten Ertuğrul Özkök ve Ahmet Hakan uyanıktır, onlar hemen dönüp devlet tarafına geçerler. Ama Şirin Payzın gibilerin işi yaş.
- Yaş mı diyorsunuz?
E tabi. Her gün asker, polis şehit ediliyor, Abdullah Zeydan'ı yayına bağlayıp kendisini aklatıyorsun. Eğitim-Sen Başkanı diye PKK'yı öven adamları çıkarıyorsun. Dünyanın hangi ana akım medyasında devletin terör örgütü olarak gördüğü bir örgüt övülebilir? Bu olabilir mi?
- AK Parti medyası da bazı konularda çok fazla eleştiriliyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bizim patronumuz Ethem Bey'e niye saldırıyorlar? Sabah-ATV grubuna neden saldırıyorlar? Çünkü karşı tarafın ayarını bozuyor. 28 Şubat döneminde Yeni Şafak, Akit ve Kanal 7 vardı. Başka gazetemiz, kanalımız yoktu. Şimdi %30-35'lik bir güce geldik. Sabah, Akit, Yeni Şafak, Türkiye, Star… Etki gücümüz de arttı. Bu giderek daha da artacak. Bunların ayarını bozuyoruz. Bir de şöyle; karşı taraf bize hep saldırdı. Bizim taraftakiler de pek cesur davranamıyordu. Şimdi patronumuz Ethem Bey ve grubumuz çok sert ve iyi mücadele ediyor, bundan rahatsızlık duyuyorlar.
- Star gazetesine bomba konulmasının bu dediklerinizle bir ilgisi var mı?
E tabi hedef gösteriyorlar. Bu medya da bunlarla mücadele ediyor, sert çıkıyor ve hoşlarına gitmiyor. İstiyorlar ki eskisi gibi pısırık olsunlar. Biz de artık eskisi pısırık değiliz, mücadele ediyoruz. Kavga buradan geliyor.
- PKK'nın son katletmelerinden sonra medyada bazı ırkçılığa varan söylemler de ortaya çıktı. Bunun için ne dersiniz?
Ben onları doğru bulmuyorum. 90'lı yıllarda bu devlet Kürtleri çok ezdi. Köy boşalttı, yargısız infazlar yaptı, dışkı yedirdi. Bu 90'lı yılları hatırlatmak doğru değil. Kürtler bizim eşit vatandaşlarımızdır. Onlara o devlet zulmünü hatırlatacak şeylerden uzak durmak gerekiyor. PKK'yla Kürtleri ayırmak lazım. PKK bir terör örgütüdür.
“EKREM YALVAK HİMMET PARALARINI HARCADI”
- Müthiş bir gazetecilik başarısı örneği göstererek Ekrem Yalvak'ın himmet paralarını kumarda yediğine ilişkin belgeli bir haber yaptınız. Bu haber çok konuşuldu. Bu haberden sonra paralel yapı içinden bu tarz şeylere bulaşmış olan başka kişiler var mı?
Gülen Cemaat'inin en tepesiyle en altını birbirinden ayırmak lazım. En tepede göründüğü gibi olmayan çok adam var. Ekrem Yalvak bunlardan biri. Adam kumar oynuyor. Kendi param diyor ama o senin kendi paran falan değil. Ben aşiretim diyor, lakin aşiret olsan seni Samanyolu Grubu mali işler koordinatörü yapar mı? Onlardan olmazsan kapıcı bile zor olursun, görev vermezler. Aşiret falan değil, öyle parası da yok, himmet paralarını harcıyor. Benim bunu ortaya çıkarmamla beraber inanılmaz bir tepki geldi.
- Bu tarz belgeler size geldiği gibi başkalarına da gitmiş olabilir mi?
Gitmiş olabilir, bilmiyorum. Ama böyle çok haber gelir. Yalnız bunları iyi incelemek, emin olmak lazım. Bana gelen bu Ekrem Yalvak haberini 3-4 defa doğrulattım, nitekim doğru çıktı adam da istifa etti. Belki Gülen Cemaati'nin tepesinde olan başka kişiler de bu tarz işlere bulaşmış olabilir. Belli olmaz önümüzdeki günlerde bu tarz kişiler de gündeme gelebilir.
“EKREM DUMANLI BİTİK BİR İSİMDİR”
- Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı sizi MİT ajanı olmakla suçlamıştı. Ne düşünüyorsunuz?
Ben MİT ajanı olsam ya da MİT'e çalışıyor olsam onlarda tape, görüntü, kayıt olurdu. MİT onların hedefinde olan bir kurum. Sürekli küçümsüyorlar, her türlü terör faaliyetinin arkasında MİT'i görüyorlar. DAİŞ'i nerdeyse MİT kurdu diyecekler. Tabi bunu aciz olduklarından dolayı yapıyorlar. Ekrem Dumanlı bitik bir isimdir. Kimse kendisini iplemediği, adamdan saymadığı için deliriyor. Zavallının tekidir Ekrem Dumanlı. Bu dünyada yapabileceği tek iş dershaneler kapanmasa orada öğretmenlik yapabilirdi. Onu bile yapamaz, o kadar yeteneksiz bir adamdır.
- Bir yazınızdan sonra Ahmet Hakan da sizi “ajan” olarak suçladı…
Ajan demedi de işte kimin adamıdır bu falan dedi.
“AHMET HAKAN'IN HÜRRİYET'TEN BAŞKA GİDECEK HİÇBİR YERİ YOK”
- Siz o yazıda Aydın Doğan'ın İzmir Bayraklı'da bir gökdelen dikme meselesinden bahsetmiştiniz. Ahmet Hakan da bunu Aydın Doğan'a bir mesaj olarak algılayıp kendisini Doğan işten çıkarınca o gökdeleni dikebileceğini ifade ettiğinizi söyledi. Lafı oraya getirdi…
O da zavallı. Hürriyet'ten kovulsa gidecek hiçbir yeri yok. MİT'e, Genelkurmay'a, devlete falan sesleniyor. Buna cevap verdi mi devlet kurumları bilmiyorum. Kendini kurtarıyor. Korkak, ödlek. 17-25 Aralık'ta paralel çetenin yanında yer aldı. 30 Mart'ta AK Parti seçimleri kazanınca AK Parti neden kazandı diye yazı yazdı. Dışişleri'nin çok gizli bir toplantısının ses kasetinin sızdırılmasını savundu. 6-7 Olayları'nda Selahattin Demirtaş'ı övdü, cici çocuk diye meydana çıkardı.
- Ama son yazısında Demirtaş'a açık bir mektup yazarak PKK'yı silah bırakmaya davet etti…
Ben Ahmet Hakan o yazıyı yazmadan önce programda söylemiştim. Ertuğrul Özkök'le, Ahmet Hakan akıllı, bunlar dönerler demiştim. Zoru gördüler, döndüler. Zavallı adamlardır bunlar.
- Ahmet Hakan'ın Selahattin Demirtaş'ı programa çıkarması bir PR çalışması mıydı?
Doğan grubunun komple bir PR çalışmasıydı, sadece Ahmet Hakan'ın değil. Beyaz Türklerin gözünde HDP'yi ve PKK'yı cici çocuk gibi göstermeyi başardılar.
- Biraz popüler kültüre kayalım… Sizi ekranda ve yazılarınızda çok sert görüyorum. Neden öyle? Buna “bu benim tavrım” dışında bir cevap vermenizi bekliyorum.
(Gülüyor) Şimdi beni tanıyan arkadaşlarım çok sert biri olmadığımı biliyor da muhafazakar kesimin bir kısmı ne yazık ki cesur değil. Hepsi güzel, kibar insanlar ama kibarlıkla, entelektüellikle meseleleri çözemezsin. Şimdi ben entelektüel olarak en iyisini yazabilirim. Yıllarca çeviri yaptım, Amerikan edebiyatı okudum, bir sürü kitap hazırladım, yüzlerce dosya hazırladım. Ama böyle sonuç alınamaz. Şimdi karşı taraf iktidarda gibi yazı yazıyor, bizim arkadaşlar ise muhalefette gibi yazı yazıyor. İktidarda olduğunun farkında değil. Adam Erdoğan'ın mezarına tüküreceğim, yargılayacağım, dar ağacığına götüreceğim diyor. Bizim arkadaşlar dostluk, sevgi, aşk kardeşlik falan diyor. Böyle meseleler çözülmez. Şimdi senin Peygamberin savaşmak zorunda kaldı ve savaştı. Ataların savaşmak zorunda kaldı, savaştı. Belki istemediler ama savaştılar. Şimdi sende açık cephe savaşındasın. Ülkenin dört bir tarafına saldırı var. Bu saldırılara sert yazmak lazım. Savaş ancak böyle kazanılır. Bazıları da senin gibi keşke 3-4 tane daha olsa yeter diyor. Benim 17-25 Aralık'tan sonra saf dışı bıraktığım en az 20 insan var. Nerde Fatih Altaylı, Aslı Aydıntaşbaş, Yavuz Semerci, Kadri Gürsel? Çünkü millete düşmanlık ettiler, meşru eleştiri haklarını kullansalardı bir şey olmazdı ama yapmadılar. Bunları deşifre ettim. Bizim arkadaşlar bugüne kadar korkak davranmışlar. Beni de bu çevreden çok eleştiren vardır.
“MUHAFAZAKAR KESİME TAVSİYEM CESUR OLSUNLAR”
- Sizin için “bunları birilerine şirin gözükmek için yapıyor, amacı bir yer elde etmek” tarzında gelen eleştiriler de var…
Şimdi Cumhurbaşkanımız nasıl bir insan? Sert bir insan. Cumhurbaşkanı buralara kadar nasıl geldi? Savaşarak geldi. Belediye başkanlığından bu yana korkmuyor, savaşması gerektiği zamanlarda da savaşıyor. Bu arkadaşlar Erdoğan'a karşı üslubu sert diyebiliyor mu? Diyemiyorlar, sıkar çünkü. Diyemediği gibi de korkarlar. Benden de korkarlar ama bana derler. Muhafazakar kesime tavsiyem cesur olsunlar.
- Siz de benim gibi sıkı Fenerbahçelisiniz… Bu sene Fenerbahçe'yi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kadrosu iyi, oturur. Shakhtar Donetsk maçında çok iyi oynamadı dendi ama iyi olacak. Van Persie, Nani… Böyle bir kadronun ligin 10. haftasından sonra oturacağını düşünüyorum.
- Bu turu geçer mi Fenerbahçe?
%50-50. Bu turu geçerse diğer turu geçer mi? Zor.
- Spor yazmıyorsunuz artık…
Vakit kalmıyor. Eskiden yazıyordum ama Fenerbahçe'nin maçlarını takip ediyorum, ilgiliyim. Belki ileride spor da yazarım.




