101. yılını kutlayan Türkiye Sineması geride tam 1 asır bıraktı...
Konu ile ilgili bir derleme yapan Sinefesto yazarlarının her biri 101. yaşında Türk Sineması için yazdı.
O yazarlardan ikisi olan Abdülhamit Güler ve Serkan Baştimar'ın 101. yılında Türkiye sinemasi ile ilgili kaleme aldıkları yazılardan birer kesit:
ABDULHAMİT GÜLER: VAR OLAMAYAN SİNEMAMIZ
Türk sinemasının içinde bulunduğu hali anlatmak için "Yani yol bir yükseliştir. İlerleyiş, durdurulamayıştır. Yükselmeyen, duran ve ilerleyemeyen yolcu, yolda kalmamalıdır..." cümlelerin tercih eden Güler, toplumun sinemaya 20. yy'ın başında tanıştığını fakat geriye dönüp bakıldığında bir birikimin bulunmadığını yazdı.
"Sinema, en genç sanat olmasıyla çelişik gibi görünen biçimde, kadim geçmiş ile fazlasıyla bağlantılı ve asırların biriktirdiğinin üzerine bina edilen kuramlarla yol alan bir sanat" diyen Güler, Haliyle, geçmişinden uzak tutularak sinema yaptırılmak istenen nesillerin, resmi ideolojinin propaganda aracı haline gelen beyaz perdede yarına bir şey bırakması hayalden öteye geçemeyeceğini dile getirdi.
Güler'in göre bu durumda "Türkiye Sineması" diye bir şeyin olup olmadığı meselesini bu fikir üzerine bina ederek fikretmek gerekiyor.
SERKAN BAŞTİMAR: 101. YILINDA BİR ASIR DAHA UZAKLAŞMAK
Yaşanılan dünyanın sürekli değişmekte olduğunu belirten Baştimar, Türkiye Sineması'nın da 101 yılda birçok değişim ve beraberinde getirdiği dönüşümle çehresini sürekli yenilediğini yazdı.
Bu değişim ve dönüşümlerin en önemli faktörlerden birinin ülkedeki siyasi ve askeri krizler olduğunu belirten Baştimar, "Özellikle 80 darbesi sonrası yozlaşan medya ve onunla beraber bozulan sinema, toplumdaki sancılı sürecin işaretleriydi. Darbeden sonraki on yılda haydi 15 diyelim Yeşilçam hem parladı hem de son nefeslerini verdi" dedi.
Türkiye Sineması 101. yaşındayken, toplumun "o güzel dünyadan ‘ekstra' bir asır uzak kaldığını" iddia eden Baştimar, "sinemamızdaki bu sertlik ve yalnızlığın da bu uzaklığın ürünü olduğunu" belirtti.
Kaynak: Sinefesto




